Bulunduğun Kategori:

Güzellik

  • Güzellik

    Güzellik Blogları Neden Gittikçe Birbirine Benziyor?

    Güzellik sektörü gün geçtikçe büyüyor ve sürekli geliştirilen,sayısı artan ürünler ve trendler hayatımıza sürekli ekleniyor.Biz istesek de istemesek de bu endüstrinin bir parçası oluyoruz ve parçanın bir kısmını da güzellik blogları oluşturuyor. “Blogger” etiketinin (özellikle sosyal medyada) karşıladığı belli bir tip var değil mi? Hatta sosyal medya dışında tanımayınca bazen farklar anlaşılmıyor bile.Kendi blogumu da ayırt edememeye başladım son zamanlarda.Bu durum da bu konu üzerinde düşünmeme, araştırmalar yapmama hatta hakkında yazmak istememe neden oldu.

    Peki neden öyle? Neden moda ve güzellik bloglarının içerikleri bu kadar benzer ve neden gittikçe artan bir blogger kitlesi var?

    Moda ve Güzellik Bloglarının Kısa Tarihi

    Konuya direk dalmadan önce “blog”lamanın geçmişine biraz bakalım (ben kısaca bazı noktalara değineceğim ama ayrıntılı kronolojik sıralama istersen burayı inceleyebilirsin).

    1992’de ilk web sitesi ortaya çıktıktan 5 yıl sonra, yani 1997’de John Barger yaptığı günlük paylaşımlara “Robot Wisdom Weblog” adını vererek weblog terimini hayatımıza soktu.

    1999’da Peter Merholz John’un “Weblog” kelimesini alıp “We Blog” olmak üzere iki kelimeye ayırdı.Blog terimi yakın zaman içinde de weblog’un kısaltması haline geldi ve bu terimi de hala kullanıyoruz!

    Blog terimi duyulduktan birkaç yıl sonra, 2002’de de ilk moda blogları ortaya çıkmaya başladı.

    Bir tarafta da moda magazinleri var tabi.Ama zamanla magazinlerdeki yorumların dürüst olmadığı düşüncesi (her zaman olumlu oldukları için) ve markaların magazinlerle anlaşmalarının sayfalara yansıttığı reklam görünümü, okuyucuları daha samimi duran,arkadaş tavsiyesi okuyormuş hissi veren bloglara yöneltti.Zamanla bu durum evrildi ve insanlar blogları kişisel yazılar,tavsiyeler ve incelemeler için okurken magazinleri de genel haberleri,trendleri öğrenmek ve ilham almak için tercih eder hale geldiler.

    Günümüz

    Evet, işlerin şu ana kadar bu şekilde gelişmesi bir bakıma çok etkileyici ama kişisel platformların popülerleşmesi olumsuzlukları da ortaya çıkardı maalesef.Blogların ve Youtube kanallarının popülerleşmesi ve milyonlarca takipçileri olan “güzellik guruları”nın profesyonel reklamlardan pek farkı olmayan içerikleri, aynı zamanda buna benzer içeriklerin gittikçe artması ne yazık ki bu platformlarda güvensizlikleri başlattı.

    Çok fazla fikir ve çok fazla marka var (gittikçe de sayılar artıyor).Bu markaların ve fikirlerin üreticileri de ellerinden geldiği kadar tanınmak istiyorlar.Bunun sonucunda da pazarlama takvimlerine blogger işbirliklerini,blog yazarlarına ücretsiz ürünler göndermek gibi jestleri ekliyorlar.(NOT: Küçük platformların okuyucuları etkileme oranı diğerler platformların etkileme oranını neredeyse ikiye katlıyor.Ve markalar bunu biliyor,doğal olarak da bloglara ve Youtube kanallarına yöneliyorlar.Daha çok ayrıntı istersen bu yazıyı inceleyebilirsin.) Gönderilen ürünleri (bazen sırf gönderildikleri için) yorumlama ve markaların bitmek bilmeyen tanıtım toplantılarına katılma silsilesine kendini kaptırmak tüm eğlenceli ve yaratıcı tarafı yavaş yavaş yok ediyor.Yazılar ve videolar kendi başlarına özgün olsalar da sektör özünde çok değişmiyor.Bu durum böyle devam ettikçe de bloglar markaların bir PR kolu haline geliyor neredeyse.

    Sıradanlık ve Materyalizm Tarafı

    Üretilen içeriklerde tam olarak özgün olamamayı “ürün değerlendirme yazıları” çok güzel açıklıyor (hemen buradan bile açıp bol bol örnek bulabilirsin).Özetle ürünlerin belli kriterleri var ve yorumlanıyorlar.Ürünler en fazla daha iyi ya da daha kötü oluyor.Yaratıcılık sınırları pek de aşılamıyor açıkçası.

    Tüketicilere, makyajın profesyonel ve sanatsal tarafı yerine çoğunlukla materyalist tarafı yansıyınca işler biraz “üzücü” bir hale geliyor (kullanılmayan az çok birbirinin aynısı ürünlerin depolandığı “makyaj odaları” gibi mesela).

    Gayet yakın bir geçmişe kadar bunu ben de yapıyordum.Makyaj malzemeleri için özel oda kurmasam da aldığım materyaller gittikçe arttı.Bazen sırf yorumlamak için ürün satın aldığım oluyordu maalesef.Bazılarının farklarını bile anlamıyordum.Kısaca durum baya tatsızlaştı.

    Tabii ki bu senaryo herkes için aynı olmak zorunda değil.Ama şu da bir gerçek ki; bloggerlığın rekabetçi ve oldukça materyalist bir tarafı da var.Bloglar, magazinler, Youtube videoları,Instagram gibi platformların dürüstlüğüne inancını kaybeden insan sayısı gittikçe artıyor.Her şey göz önüne alınınca sayının artmasının nedeni oldukça anlaşılır değil mi sence de?

    İçerik üreticileri ve tüketicileri olarak tüm bu durumun farkında olmak karamsar tarafları yavaş yavaş da olsa aydınlatabilir.Çünkü blog yazmak markalardan, ürünlerden ve inceleme yazılarından çok daha fazlası.Bloggerlar, okuyucular, tüketiciler… hepimiz tamamen farklı insanlarız ve herkesin hayatı kendine özgü.Sadece “Güzellik Blogu Dünyası“nda yansıtılan kısımlar birbirine benziyor.Bunu aşmak istiyorsak makyaj ürünlerinden bahsetmeye, markaların pazarlama takvimlerinin bir parçası olmaya değil; gerçek fikirlere, önerilere ve samimi sohbetlere ihtiyacımız var.

    Materyalist bir döngüde sıkışan ya da aklında sorular olan biriysen umarım bazı kısımlar açıklığa kavuşmuştur.Senin bloglar hakkındaki düşüncelerin ne yönde? Bu konudaki görüşlerini yorumda benle ve diğer okuyucularla paylaşabilirsin.Bir sonraki yazımda görüşürüz.Kendine iyi bak! ❤️

    pınar-yalınkılıç
    0